ŞULE SARPKAYA İREZ
Üstat
Uzun zamandır üzerine düşündüğüm fikrin vücut bulmuş hali gibiydi kitap; Biri, Hiçbiri, Binlercesi… Kimlik arayışının, varoluş krizinin böylesine mükemmel anlatıldığı felsefi roman tadında hiç kitap okumamıştım daha önce. Belki Kafka, belki Dostoyevski örneği verilebilir ancak bu bambaşka bir eser. Ana karakterin karısından duyduğu burnunun yamukluğu yorumu ile başlayan serüven aslında kimliklerin çokluğu, rollerin çeşitliliği ve kişilerin başkalarının gözünde nasıl göründüğü ile oluşan değişkenlik fikirlerinin çatışması ve tüm bunların reddiyle “deliliğe“ uzanır. Kişinin kendini sandığı şey “biri”, başkalarının zihninde oluşan imgeleri “binlercesi”, bu imgelerin silinmesi ile oluşan boşluk “hiçbiri”… İnsan tek, biricik, sabit bir karakter değil her bakışta farklı algılanan ve her an değişen bir varlıktır fikri tüm kitaba yayılmış. Ana karakterin başkalarının gözünde deliliğe giden yolculuğu esasen tam bir özgürlük.