Yıldırım ERDOĞAN
Bilge
Düz yazılarında derin bir şiirsel anlam barındıran yazar, kimi zaman ölümden, kimi zaman denizden söz ediyor. Bazen memleket kokulu Trabzon’da buluyoruz onu, bazen Kız Kulesi manzaralı İstanbul’da. Ancak ne anlatırsa anlatsın, bu kitapta kanımca tek bir temaya vurgu yapmış: çocukluk (belki de çocuk kalmak). Mutluluk da burada, hüzün de. “Yarısını tuttum çocuk doktoru olmamı isteyen anneme hasta yatağında verdiğim sözün doktor olamadım ama çocuk kaldım” Kelimelerle nasıl da bir sihirbaz gibi oynuyor değil mi? Son olarak beni çok enterese eden şu dizeyi yazıyor: “İki çocuk rahatlıkla oturduğumuz kapının eşiğine kendi başıma zor sığıyorum bugün büyüdükçe insan yalnız mı kalıyor ne?” Kalabalıklar içinde çoğalan yalnızlığımız ancak bu kadar güzel anlatılabilir. Büyümüş olabiliriz, ama içimizdeki çocuk hâlâ kapının eşiğine iki kişi oturmayı düşlüyor.