Bahar  Akan
Kaşif
Puslu Kıtalar Atlası’nı okumak, sıradan bir roman okuma deneyimi değil; sanki bilinmez kıtaların haritasını açıp hayal ile gerçeğin iç içe geçtiği bir evrene adım atmak gibi. Sanki sayfaların kendine has bir kokusu varmış gibi hafif baharatlı tütsülü bir koku. Tarih, felsefe, mitoloji ve masallar öyle ustaca harmanlanıyor ki, her sayfa yeni bir kapı aralıyor. Anar’ın dili hem şiirsel hem ironik; okuru bir yandan güldürürken bir yandan varoluş üzerine düşündürüyor. Kısa bir kitap olmasına rağmen bıraktığı etki uzun soluklu, çünkü atmosferi yoğun ve çarpıcı. İstanbul’un dar sokaklarından evrenin en uzak köşelerine uzanan yolculuk hissi, gotik ve fantastik bir büyüyle örülüyor. Bu roman, hayal gücünü zorlayan, okuru sarsan ve Türk edebiyatında eşsiz bir yere sahip bir eser. Hem derinliğiyle hem de büyülü atmosferiyle unutulmaz bir deneyim. Böylesine derin ve sınırsız bir hayal gücüne sahip olmak harika bir his olmalı.