Büyük Defter - Kanıt - Üçüncü Yalan
Büyük Defter - Kanıt - Üçüncü Yalan Ürüne Git
Bahar  Akan
Kaşif
Enteresan bir kitap okudum. Hikâye boyunca bilinçli olarak okuru içeri almayan, mesafeyi koruyan soğuk bir anlatımı var. Çok sevildiğini biliyorum ama bu tarz beni biraz rahatsız etti. Tam “sevmedim mi?” diye düşünürken aslında yazarın yapmak istediğinin bende işe yaradığını fark ettim. İki kardeşin savaşın gölgesinde yaşadıkları öyle sert ki, hayatta kalmak için etraflarına bir duvar örüyorlar ve biz de okur olarak o duvarın dışında kalıyoruz. Onlara sarılmak istiyoruz ama Kristof buna izin vermiyor. Duygudan arınmış, neredeyse klinik bir anlatımla savaşın bütün korkunç yüzünü görüyoruz; bu hem rahatsız ediyor hem de etkiliyor. Üçüncü bölümde ise tüm gerçeklik kayıyor, bildiğimizi sandığımız her şey parçalanıyor ama o mesafeli anlatım hiç değişmiyor. Kitabı sevdim mi hâlâ emin değilim, ama bıraktığı soğuk iz hâlâ duruyor. Düşünüyorum da belki de edebiyat bazen tam da budur: hissetmediğini sanırken içinizde bir şeyler çoktan değişmiştir.