Bahar  Akan
Kaşif
Sefile romanı, Mazlume’nin fakirlikten fuhuşa sürüklenen trajik hikâyesi üzerinden toplumun kadınlara biçtiği acımasız rolleri gözler önüne seriyor. Yoksulluk, çaresizlik ve aşkın yıkıcı gücü, kadının birey olma mücadelesini sürekli duvarlara çarpan bir yolculuğa dönüştürüyor. Benim için bu romanı çarpıcı kılan nokta, son günlerde okuduğum El Kızı ve Antabus gibi eserlerle aynı damarı taşıması: toplumda kadının yeri. Hep anlatılmış, hep gösterilmiş; ama çoğu okur “ah vah” deyip hayatına devam etmiş. Oysa bu hikâyeler yalnızca edebiyat değil, gerçek hayatın kanayan yaraları. Sefile, kadınların neden bu durumları yaşadığını sorgulatan bir metin; Mazlume’nin sesi, görmezden gelinen binlerce kadının sesi. Ve bu ses, okuru sadece üzmek için değil, harekete geçirmek için var. Çünkü kadınların yaşadığı bu sefalet, artık sadece bir romanın konusu değil; hepimizin yüzleşmesi gereken bir gerçek. Artık bu yaraları görmezden gelmek yerine, birlikte iyileştirmeyi öğrenmeliyiz.