Muzosist
Üstat
1488 Lizbon’unda geçen bu tuhaf ve cesur roman, kitaplara yazılmış en sıra dışı aşk mektuplarından biri. Yoksul bir çocuk olan Adar, açlıktan bir kodeksi yemesiyle birlikte geri dönüşü olmayan bir yola giriyor: artık kelimenin tam anlamıyla kitap yiyen birine dönüşüyor. Kütüphaneler, kiliseler ve el yazmaları onun için birer sofra. Malandrin’in dili barok, taşkın ve yer yer grotesk. Metin, bilginin kutsallığını yüceltirken aynı zamanda onu fiziksel bir haz ve oburluk üzerinden sorguluyor. Kitapların sadece zihinsel değil, maddi varlığına da dikkat çeken oyunbaz bir anlatı var karşımızda. Ancak bu aşırılık herkese hitap etmeyebilir; net bir olay örgüsü arayan okur zorlanabilir. Yine de özgün fikirleri ve edebiyat sevgisini çılgın bir metaforla anlatma cesaretiyle unutulmayacak bir deneyim. Okuyunuz efendim...