Burcu Keskin
Bilge
Jon Fosse bu kitapta zamanı adeta eğip büküyor; yalnızca bölümler arasında değil, aynı cümlenin içinde bile zamanın değiştiğini hissediyorsunuz. Kitapta noktalama işaretleri neredeyse hiç yok, yalnızca virgüller kullanılmış. Bu tercih anlatıyı zaman zaman zorlaştırsa da metne kendine özgü bir ritim kazandırıyor. Alida ve Asle’nin hikâyesi ise oldukça dokunaklı. Biri ailesini tamamen kaybetmiş, diğeri hayatta olsa da ailesinden gerçek bir iyilik görmemiş iki gencin saf aşkını anlatıyor. Birbirlerini o kadar derinden seviyorlar ki sanki ruhları iç içe geçiyor. Yoksulluk duygusu da oldukça güçlü verilmiş. Yağmur altında bekledikleri sahnelerde o çaresizliği hissediyorsunuz. Fosse aynı zamanda Norveç edebiyatına özgü o balıkçı kasabası atmosferini de çok iyi yansıtıyor. Yazar bazı şeyleri özellikle muğlak bırakmayı tercih etmiş gibi; kimi olayların nedenini tam olarak bilemiyoruz. Rüya ile gerçeklik de zaman zaman iç içe geçiyor, bazen aynı cümlede bile birbirine karışıyor.