Bonibom
Kaşif
Bazı hikayeler vardır; yalnızca okunmaz, insan içinde dolaşır. Hamnet benim için böyle bir kitaptı. Bu romanın en güçlü tarafı bence yalnızca bir kaybı anlatması değil. Bir çocuğun dünyasını, çocuklukla yetişkinlik arasındaki o görünmez bağı ve aile içinde dolaşan duyguları çok derin bir sezgiyle anlatması. Kitabın içindeki o küçük gibi görünen hikayeye takıldım ben. Miço, pire ve kedi hikayesine… Ve sonra vebanın gelip Judith’i bulmasına. Hayatta her şeyi kontrol edemezsin. Agnes “benim suçum” diyor. Judith “benim suçum” diyor. Oysa bazen hayat, ardı ardına gelen sayısız küçük rastlantının içinden akar. Bir pire, bir kumaş, bir yolculuk, bir temas… Ve binlerce küçük neden birleşip bir sonuca dönüşür. İnsan ise geriye dönüp mutlaka bir suçlu arar. Bazen hayatın akışını durduramazsın. Ama o acının içinden anlam üretmeye çalışırsın. Belki de sanat tam olarak böyle doğuyor.