Bahar  Akan
Kaşif
Sıcak Kafa, Türk edebiyatında distopya türünün de güçlü bir şekilde yazılabileceğini gösteren özgün bir eser. Konuşma yoluyla bulaşan “dil virüsü” fikri hem ürkütücü hem de düşündürücü; insanlar anlamsız sözlerle birbirini enfekte ederek toplumsal düzeni çökertiyor. Bu salgına karşı bağışıklık kazanmış tek kişi olan eski dilbilimci Murat Siyavuş’un gözünden, hem bireysel yalnızlık hem de kaotik İstanbul’un çöküşü anlatılıyor. Siyavuş’un geçmişi, travmaları ve salgınla mücadelesi karakteri insani kılıyor. Kum, dili bir virüs gibi kurgulayarak iletişimin sınırlarını ve düşüncenin kırılganlığını çarpıcı biçimde ortaya koyuyor. Roman sürükleyici bir macera sunarken aynı zamanda dil yozlaşması, özgün sesin kaybı ve otoritenin baskıcı yöntemleri üzerine düşündürüyor. Sadece hastalığın kökeni ve detayları daha fazla işlenebilirdi diye düşünüyorum yine de Sıcak Kafa, atmosferi ve özgün fikriyle akılda kalan bir distopya örneği.