Artık Kedileri Sevmeyen Adam
Artık Kedileri Sevmeyen Adam Ürüne Git
SihirliFlut
Hezarfen
“Artık Kedileri Sevmeyen Adam”ı okurken en çok etkilendiğim şey, yüzeyde oldukça sade görünen bir hikâyenin altından böylesine sert bir sistem eleştirisinin çıkması oldu. Isabelle Aupy, kedi ve köpek metaforunu öyle incelikli kurmuş ki, bir noktadan sonra hayvanları değil, doğrudan insanı ve onun iktidarla kurduğu ilişkiyi okumaya başlıyorsunuz. Kediler başına buyruk, mesafeli ve özgür ruhlarıyla bireyi temsil ederken; köpekler itaatkâr, eğitilebilir ve otoriteye yakın duruşlarıyla düzenin, yani devletin bir uzantısı gibi konumlanıyor. Hikâyedeki dönüşüm ise tam olarak burada çarpıyor: Kedileri seven bir adamın, zamanla onlardan uzaklaşıp köpeklere yaklaşması aslında sadece bir tercih değişikliği değil; bireyin yavaş yavaş sisteme boyun eğmesi, hatta onu içselleştirmesi. Kitap boyunca hissettiğim o rahatsız edici duygu hiç geçmedi. Çünkü anlatılan şey çok tanıdık: Başta sorgulayan, mesafe koyan birinin zamanla kabullenmesi, sonra da bunu normalleştirmesi…