Hwactlkya
Üstat
İnci ile tanışmam aslında ablamın tavsiyesi sayesinde oldu. Başta bu kadar kısa bir hikâyenin bende bu kadar iz bırakacağını düşünmemiştim ama yanılmışım. John Steinbeck’in anlatımı o kadar sade ki, okurken hiçbir yerde zorlanmıyorsun ama tam da bu sadeliğin içinde insanın içini sıkan bir ağırlık var. Hikâye ilerledikçe şunu çok net hissettim: bazen en büyük felaketler, en güzel görünen şeylerin içinden çıkıyor. İnci de tam olarak böyleydi… umut gibi başlayıp yavaş yavaş karanlığa dönüşen bir şey. Kitabın akışı beni gerçekten içine çekti. Olaylar çok büyük değil aslında, derinliği büyüktü. Okurken sanki ben de o sahildeyim, o çaresizliği ve o umudu aynı anda yaşıyorum gibi hissettim. Özellikle hırsın insanı nasıl değiştirdiğini görmek biraz ürkütücüydü. İnsan, eline geçen bir şeyi korumaya çalışırken aslında kendini kaybedebiliyor. Kısacık bir hikâye ama etkisi gerçekten büyük. Bitirdikten sonra bile uzun süre aklımdan çıkmadı. iyi ki okumuşum dediğim kitaplardan biri oldu.