Resul Kahveci
Kaşif
Körlük, yalnızca görme yetisini kaybeden insanların hikâyesi değil, aynı zamanda insanlığın karanlıkta nasıl şekil değiştirdiğinin bir aynasıdır. Işığın yokluğu, aslında ahlaki sınırların ne kadar kırılgan olduğunu ortaya çıkarır. İnsanlar görmediklerinde değil, denetlenmediklerinde kaybolur; düzen hızla çözülür, geriye içgüdüler kalır. Bu kısa ama sarsıcı anlatı, okura şu soruyu fısıldar: Gerçek körlük gözlerde mi, yoksa vicdanda mı başlar? Ve belki de en rahatsız edici olan, bu sorunun cevabının kitabın sayfalarında değil, okuyanın içinde saklı olmasıdır.