Resul Kahveci
Kaşif
Açlık, yalnızca fiziksel bir açlığın değil, insanın içten içe kemirilen varoluşunun hikâyesidir. İsimsiz bir yazarın sokaklarda sürüklenen hayatı, gurur ile çaresizlik arasında gidip gelen ince bir çizgide ilerler. Karnı doydukça ruhu daralır, aç kaldıkça düşünceleri keskinleşir; sanki yokluk, onun tek besin kaynağıdır. Bu kısa ama yoğun anlatı, insanın en temel ihtiyacının bile nasıl bir kimlik meselesine dönüşebileceğini gösterir. Açlık burada sadece mideyle ilgili değildir; görülmek, anlaşılmak ve var olmak isteyen bir zihnin sessiz çığlığıdır.