Gülnihal Tunca
Bilge
Tanpınar’ın nehir roman üçlemesinin ilk kitabı olan Mahur Beste, yazarın neden edebiyatımızın en önemli isimlerinden biri olduğunun delili niteliğinde. Geçmiş ve bugünün iç içe geçtiği, bir dönem yedi düvele hükmetmiş bir devletin çöküşünü Behçet Bey ve çevresi üzerinden anlatan bir anlatı bu. Tanpınar’ın Türkçesi o kadar güzel ki; okurken kaybettiğimizin sadece toprak değil; bir kültür, bir dil, yani bir medeniyet olduğunu görüyor insan. Zarif bir kültür, şiir gibi bir dil ve daha nicesini içerisinde ahenkle barındıran bir medeniyet. Bir nevi geçmişe ağıt; bir yandan da her şeye rağmen hayatın devam ettiğini, buna uyum sağlamaya çalışan karakterler üzerinden okuyorsunuz. Eski İstanbul, estetikten anlayan insanlar ve ince zevkleri musiki ile harmanlanarak aktarılıyor. Musikimize aşina kişiler daha da zevk alacaktır okurken eminim. Genç arkadaşlarım okurken lügate başvurmak zorunda kalabilir. Bu zahmete değer bir yapıt olduğunu belirtmeme gerek var mı?