AYŞE  BAYRAKTAR ÇAKIR
Kaşif
Mina, ekranların sessiz dünyasına sıkışmış küçük bir kız… Konuşmuyor, göz teması kurmuyor, kendi içine kapanmış bir halde yaşıyor.Bir gün ailesi onu, emekli psikolog olan babaannesine emanet ediyor.Ve hikâye tam da burada başlıyor…Çünkü babaannesi Mina’yı değiştirmeye çalışmıyor.Onu anlamayı seçiyor. Sabırla… sevgiyle… yargılamadan… Her gün bir dokunuş, Her gün bir adım, Her gün biraz daha yakınlık… Ve Allah’ın 99 ismiyle açılan küçük pencereler… Mina’nın sessizliği, zamanla fısıltıya… Fısıltılar cümlelere dönüşüyor. Bu kitap bana şunu hissettirdi: Bazı yaralar aceleyle değil, sabırla iyileşir. En etkilendiğim cümlelerden biri: “Bu düğüm… sabırla ve sevgiyle çözülecek.” Günümüzde her şeyi hızlıca çözmeye çalışıyoruz. Ama Mina’nın hikayesi bize şunu hatırlatıyor: Bazı şeylerin ilacı zaman, doğa ve gerçek bir sevgidir. Bu kitap; • Özel çocukların aslında “eksik” değil, farklı olduğunu • Her çocuğun duyulmayı ve anlaşılmayı hak ettiğini • Sevginin iyileştirici gücünü