İrfan İpek
Dostoyevski’nin bu sarsıcı eseri, modern bireyin iç dünyasındaki huzursuzluğu, topluma ve kendine yabancılaşmasını hırçın bir monologla sunarak, insan doğasının rasyonel olmayan karanlık yönlerini ve mutlak özgürlük arzusunu tüm çıplaklığıyla gözler önüne seren varoluşçu edebiyatın öncü metnidir.