SihirliFlut
Hezarfen
“Davetli Listesi”ni okurken başta klasik bir düğün hikâyesi gibi başlayıp bu kadar karanlık bir yere varacağını tahmin etmemiştim. Lucy Foley yine kapalı bir ortam, sınırlı karakterler ve geçmişten taşınan sırlar üzerinden gerilimi yavaş yavaş inşa etmiş. Ada atmosferi o kadar iyi yansıtılmış ki rüzgârı, yağmuru ve o tekinsiz hissi neredeyse hissettim. Kitapta en sevdiğim şey karakterlerin katman katman açılması oldu. İlk başta herkes “mükemmel” görünüyor ama sayfalar ilerledikçe kimsenin göründüğü gibi olmadığını fark ediyorsun. Her bölümde başka bir karakterin gözünden okumak, kime güveneceğimi sürekli sorgulamama neden oldu. Özellikle geçmişle bugün arasında kurulan bağlar çok başarılıydı. Ama açıkçası bazı yerlerde tempo benim için biraz düştü. Sürekli gerilim yükseliyor gibi hissettirip tam zirveye ulaşacakken geri çekilmesi yer yer sabrımı zorladı. Final kısmı ise tatmin ediciydi ama “vay be” dedirten bir şaşkınlıktan çok, beklediğim bir noktaya bağlandı diyebilirim.