murat doğan
Kaşif
Kitabın içeriğine dair çok güzel şeyler söylenebilir, taktirler sıralanabilir. Ama kitabı farklı üslubu bence. Yazarın en başta sonu söylemesi. Babasının öldüğünü bilerek, kitabın varacağı yere bilerek okumaya devam etmek okuyucu için de çok ilginç bir deneyim. Ama süreç, ölüme giden yol, oğlunun süreçteki olgunluğu ya da olgunlaşma yolculuğu, insan ve insanın dünyaya sardığı hayalleri, bağları, keşkeleri, geleceğe dair umutları. İnsan öleceğini bile bile bahçeye, tarlaya bir şey eker mi? Yiyemeyeceğini bile bile de olsa? Evet diyorsun tam o anda, evet bu tam da insana dair bir eylem. Durup durup okumak istiyorsunuz, bazen biran önce bitirip geçmek isteyeceğiniz kitaplardan değil. Çünkü sonu belli. Ama yolda olanlara odaklanıyorsunuz yazarla. İşte bu üslup acele etmemeyi, skor yapma heves olmadan okumaya çağırıyor insanı. Bu dikey okumaya da götüren bir üslup. Okuyucunun da olgunlaştığı bir kitap. Okudukça kendi yaşamındaki iz düşümleri düşünüp, hatırlayıp durma. Belki zorunlu duraklar