TheLeftovers
Kitapkurdu
Oblomov genellikle sadece bir "tembellik" güzellemesi ya da eleştirisi gibi görülse de, aslında yalnızlığın en derin örneklerinden biridir bence.O meşhur kanepesi sadece bir dinlenme alanı değil; dış dünyanın karmaşasına, sahteliğine ve yorucu sosyal beklentilerine karşı ördüğü bir kale gibi. En yakın dostu Ştoltz bile onu hareketlendirmeye çalışırken aslında Oblomov'un ruhundaki o dinginlik ihtiyacını tam olarak kavrayamaz. . Çocukluğundaki o huzurlu, korunaklı ve kolektif yaşamın (Oblomovka) özlemi yatar. Modern dünya ona bu aidiyet hissini vermediği için, o da şimdiki zamandan kopmuştur. Olga ile olan ilişkisinde bile yalnızlığından tam anlamıyla kurtulamaz. Aşkın getirdiği sorumluluklar ve "değişme" zorunluluğu, onun ruhundaki o izole huzuru tehdit ettiğinde, yalnızlığına (ve kanepesine) geri döner. Çünkü onun için yalnızlık, risk içermeyen tek sığınaktır.