Emine Yazgan
Üstat
Sırların Sırrı’nı bitirince elimdeki kitabı masaya koyup bir süre sessizce oturdum. Dan Brown sekiz yıl sonra Langdon’ı Prag’ın o ağır, gotik ve mistik kucağına bırakmış. Katherine Solomon’la başlayan o konferans, insan bilincinin kapılarını aralarken hem kalbimi hızlandırdı hem de zihnimi derin bir sorguya çekti. Her sayfada “biz gerçekten kimiz, bilinç dediğimiz şey nereden geliyor?” sorusu usulca fısıldanıyordu. Aksiyon tempolu, semboller ve tarih ustaca örülmüş ama bu sefer en çok içime işleyen yanı, bilimin ve kadim sırların o incecik kesişim noktası oldu. Uzun zamandır bir kitabı bu kadar hem soluksuz hem de düşündürücü bulmamıştım. Okuduktan sonra Prag’ı ve kendi zihnimi biraz daha farklı hissediyorum. Kesinlikle kaçırmayın.