Emine Yazgan
Üstat
Fahrenheit 451’i okurken hem ürperdim hem de içimde bir ateş yandı. Ray Bradbury, kitapların yasaklandığı, düşünmenin suç sayıldığı, ekranların insanları hipnotize ettiği bir distopyayı öyle keskin, öyle şiirsel ve korkutucu bir dille anlatıyor ki… Ateşin hem yok eden hem aydınlatan yüzü üzerinden özgürlük, bilgi, yalnızlık ve insan ruhunun direnci üzerine muazzam bir sorgulama. Her satırda “Bugün de böyle mi oluyor?” diye düşündürüyor. Hem klasik olmasının hakkını veriyor hem de 2020’lerde hâlâ ürkütücü derecede güncel. Okuduktan sonra kitaplara daha sıkı sarılıyor, ekranlara biraz daha mesafeli bakıyor ve düşünme cesaretinizi yeniden hissediyorsunuz. Mutlaka okunması gereken gerçek bir başyapıt!