Emine Yazgan
Üstat
Saraybosna Radyosu’nu okurken savaşın sadece binaları değil, çocuklukları da nasıl paramparça ettiğini içim acıyarak hissettim. Tijan Sila, 1992’de Saraybosna’da on yaşında bir çocuğun gözünden o korkunç günleri öyle çıplak, öyle dürüst ve içten anlatıyor ki… Radyonun kesik kesik sesleri, bombaların gölgesinde geçen gündelik hayat, arkadaşlıklar ve büyümeye çalışan bir çocuğun şaşkınlığı… Hem çok gerçekçi hem de şiirsel bir dil var. Okuduktan sonra hem kalbiniz sızlıyor hem de barışın, masumiyetin ve bir şehrin hafızasının ne kadar değerli olduğunu bir kez daha anlıyorsunuz. Savaş edebiyatının en güçlü ve samimi örneklerinden biri. Kesinlikle tavsiye ediyorum!