Jane Eyre (Klasik Kadınlar)
Jane Eyre (Klasik Kadınlar) Ürüne Git
Ömer Faruk İnceler
Üstat
Jane Eyre'yi bitirdiğimde insanın boğazında o meşhur İngiliz sisinden ziyade, modern bir başkaldırının hissi kalıyor. Charlotte Bronte, dönemin o porselen bebek gibi kadın karakterlerini elinin tersiyle itip karşımıza fakir, silik ama ruhu devasa bir kadın çıkarmış. Jane, sistemin, sınıfların ve hatta aşkın karşısında bile kendi benliğini ön olanda tutan bir savaşçı. Kitabı okurken Thornfield'in o tekinsiz koridorlarında Jane'in hür biriyim ve bağımsız bir iradem var diyen sesini resmen kulaklarımla duymuş gibi hissettim. Kırmızı odadaki o korkmuş çocuktan, sevdiği adamı sırf ilkeleri uğruna terk edebilecek kadar çelikleşmiş o kadına dönüşüm hikayesi, bugünün dünyasında bile insanın omurgasını dikleştiriyor. Kendi iç sesine bu kadar sadık kalan bir karakterle tanışınca, insanın ''ben olsam ne yapardım?'' diye sormaması imkansız.. Açlık geçer, yalnızlık diner. Fakat insanın kendi ruhuna ihanetinden doğan o sızı, hiçbir cennette şifa bulmaz.