gencakıncı
Hezarfen
İslam, materyalizm ve Hristiyanlığın bakış açılarındaki farkları bizlere izah ederek başlıyor. Materyalizmin aslında insanı bir canlı olarak değil çeşitli ihtiyaçları olan üst düzey bir hayvan olarak gördüğünün altını çiziyor. medeniyet ve kültür ayrımını gör üyoruz. Bilahare sanatın ve ahlakın kökenini dinde bulan bu alanlarda verdiği örnekler ve gözlemleri oldukça ikna edici. Okurken özellikle darvinist görüş ile ahlak arasında dilemmayı mükemmel yakalamış. Ütopyanın ve ilmin bireyi, insanı değil insanları incelediğini dolayısıyla toplumu öne alıp, önemsediğini söyleyen yazar kültürün ve dramın ise insanı ve aileyi temele aldığını söylüyor. üç din ve materyalizmi birbirleri açısından kıyaslıyor. Doğrunun itidalde olduğunu söyleyen yazar İslamiyet'i bu açıdan met ediyor. Bilhassa Hristiyanlığın insan fıtratına uyumsuz bir din olduğu İslam'ın ise bu açıdan çok daha başarılı olduğunu çünkü ne ifratta ne tefritte yer aldığını izah ediyor. "Ey teslimiyet senin adın İslam'dır"