AYŞE  BAYRAKTAR ÇAKIR
Kaşif
Bazı kitaplar vardır; sadece bir hikâye anlatmaz, sizi alır ve bambaşka dünyalara götürür… Seul’den Önce tam olarak böyle bir kitaptı benim için. Elfin ve Ji-Hoon’un bir tatil turunda başlayan o masalsı yakınlaşması, bir anda yerini cevapsız sorulara ve derin bir boşluğa bırakıyor. Ji-Hoon’un vedasız gidişiyle Elfin’in iç dünyasında başlayan fırtınaya tanıklık ederken, sadece bir aşk hikâyesi değil; aynı zamanda bir kayboluş, bir arayış ve bir toparlanma süreci okuyoruz. Kitabın en sevdiğim yanı ise bizi şehir şehir gezdirmesi oldu. Kapadokya’nın büyüleyici atmosferinden Mardin’in taş sokaklarına, oradan İstanbul’un kalabalığına ve Seul’ün ışıltısına uzanan bu yolculuk, hikâyeye ayrı bir derinlik katmış. Yer yer efsanelerle süslenen bu anlatım, okurken adeta bir kültür turundaymış hissi veriyor. Akıcı dili sayesinde bir oturuşta bitirebileceğiniz bu kitap, duygudan duyguya sürüklüyor. Bazen kızdım, bazen üzüldüm ama en çok da Elfin’in güçlü duruşuna hayran kaldım.