Süleyman Şenol
Kaşif
Goethe’nin kaleminde adeta iki dünyanın aynı sofrada buluştuğu bir iç konuşma gibidir. Şair, Doğu’yu uzaktan seyretmez; içine girer, sesini ödünç alır ve sonra o sesi kendi ruhuyla yoğurur. Hafız’ın izleri hissedilir ama bu bir gölge değil, daha çok ilhamın yankısıdır. Dizelerde bazen bir dervişin sükûneti, bazen de bir âşığın taşkınlığı dolaşır. Goethe burada öğretmez, göstermez; sezdirir. Okur da bu yüzden metni okumaz, onunla birlikte dolaşır. Batı’nın aklı ile Doğu’nun kalbi arasında kurulan bu ince bağ, kitabı sadece bir şiir toplamı olmaktan çıkarıp, insanın kendini aradığı bir yolculuğa dönüştürür. Ben okurken keyif aldım ayrıca Hafız’ın kitabını da okumanızı tavsiye ederim. Keyifli okumalar...