Sevilay Erciğez
Kaşif
”susanlar kendilerine inanabilecekleri bir yalan uydurmuşlardı anlaşılan”. Melek: Adı bile sorulmayan kadın, masum ve kimsesiz. Yalçın:Çocuk, vicdanlı, belki de aşık. İrfan:Önyargılı ve cahil.Tabi birde hakim. Düşünme fırsatı verilmeyen, baskıya karşı çıkmamak üzere yetiştirilmiş, her söyleneni yapan,zorbalık yaşamının doğal parçası haline gelen binlerce kadından sadece birinin hikayesi.Mahkumiyeti çok önce başlayan Melek için yeni öğrenilmiş bir sözcük,“Kur-tul-mak”Yalçın’dan duyup fısıldamıştı. Ancak bu kelime onu idam sehpasına çıkaracak olan şaşkınlıkla yaptığı bir hecelemeydi. Kurtuluşunu değil sonunu getiren bir adımın gerekçesi olmuştu belki de. Melek susmuştu.Savunmamıştı kendini. Kimdi ki o?Ahlaksızlığın,cehaletin,adaletsizliğin ve de kendi sessizliği dahil sessizliğin altında ezilen bir kadın. Sustu çünkü mahallede susmuştu.Herkes biliyordu o suçsuzdu. Yine de asılacak kadın oydu.Kalemi baştan kırılmıştı.Onunla birlikte vicdanda asılmış gömülen ise köleliği olmamıştı.