laedri88
Üstat
Ahmet Büke’nin Kırmızı Buğday romanı, bende derin bir keder ve büyük bir öfke uyandırdı. Sartre’ın “Savaşı zenginler çıkarır, yoksullar ölürler” sözünün tarihsel bir yansıması olan bu eser, yüreğime tam on ikiden dokundu. Kitabı okurken, vatan toprağı düşman işgalindeyken herkesin aynı fedakârlığı yapmadığını; bir yanda canını ortaya koyan yoksul halk varken, diğer yanda kendi çıkarı için sessiz kalan, malını saklayan ağaların ve beylerin varlığını görmek kanımı dondurdu. Üzülerek fark ettim ki, geçmişin o "içimizdeki düşmanları", bugün hâlâ emekçinin sırtına basarak yükselenlerin atalarıdır. Ancak her türlü çürümüşlüğe ve adaletsizliğe rağmen, varlığını bu topraklar için feda eden vatanperverler sayesinde bugün özgürce nefes alabiliyoruz. Kırmızı Buğday, sadece bir geçmiş anlatısı değil; özümüzü tanımak ve geleceği sağlam inşa etmek için sığınmamız gereken bir hafıza tazeleme niteliğinde. Ahmet Büke külliyatı artık kütüphanemin vazgeçilmez bir parçası olacak.