Mahir Karasu
Kaşif
Babam bahçıvandı. Şimdi bir bahçe.” Sadece bu cümle bile insanın içine sessizce çöreklenmeye yetiyor. Okudum, içime çektim, biraz sustum… sonra kapattım kitabı. Bahçıvan ve Ölüm öyle bangır bangır ağlatan bir yas kitabı değil; daha çok sessizce yanına oturup omzuna dokunanlardan. Gospodinov babasının ardından yas tutarken, insanın kendi çocukluğuna, kayıplarına ve “ben ne zaman büyüdüm?” sorusuna da değiyor. Zaman bu kitapta düz akmıyor; bazen bir öğle sonrası kadar ağır, bazen bir hatıra kadar hızlı. Ölüm var ama korkutucu değil, bahçe gibi: suskun, sabırlı ve her şeye rağmen yaşayan. “Korkacak bir şey yok” cümlesi, kitabın satır aralarından okura da söyleniyor sanki. Beni en çok şu his yakaladı: Yas sadece giden için değil, onunla birlikte giden hâllerimiz için de tutuluyor.