Palyatif Toplum & Günümüzde Acı
Palyatif Toplum & Günümüzde Acı Ürüne Git
Eylül Görmüş
Kitapkurdu
acıyla yüzleşme
"Acı bağdır. Acı farktır. Hayatı eklemler." Sonunda okuyabildim. Elim bu kitaba gitti çünkü son günlerde hissettiklerimizi anlamaya, anlamlandırmaya, yerine yerleştirmeye ihtiyaç duyuyorum herkes gibi - mümkün olabildiğince. Kore asıllı Alman düşünür Byung-Chul Han'ın Palyatif Toplum: Günümüzde Acı kitabı, her ne kadar pandemi sırası ve sonrasındaki toplumsal deneyime odaklanıyor olsa da, elbette içinden geçtiğimiz felakete dair de sözü var. Biraz düşünmemi, çerçevelememi sağladı. Özellikle geçtiğimiz haftaki tuhaf toksik pozitiflik girişimi ("bir podcast dinledim, iyi geldi" mevzuu mesela) ile kafamda oluşan sorulara yanıtlar buldum bu kitapta. 2 haftadır depremden birinci derecede etkilenmemiş kişilerin "çok üzgünüm, çok kötüyüm, hiçbir şey izleyemiyorum, pek fenayım" filan gibi gönderilerini okuyorum. Bu dışavurma ihtiyacını anlamakla beraber yadırgıyorum da. Evet üzgünüz. Evet acı çekiyoruz. Evet, bir şey izlenecek zaman değil. Evet vakit geçmiyor. Evet; çünkü yas tam da böyle bir şey. Acının, yasın içinde durmak biliyorum ki çok zor, ama gerçekten, bu derece mi zor? Kendi bireysel yas deneyimimden öğrendiğim en temel şey; acının/yasın "halledilebilir" değil, "içinden geçilmesi gereken" bir şey olduğu idi. "Ay hemen çözeyim bu konuyu, geçsin, normal olayım" diyerek değil, içinde durarak, dönüşerek ancak yerini bulabiliyor insan sanki. Neyse. Sonuçta kitap tam da bu acıyla ilişkimizdeki problemli kısımları didikliyor: belki de en azından zarar görmeden hayatta kalan bizlerin bunları düşünmeye başlamasının vaktidir. Hakikate ulaşmak acıyı yadsıyarak değil, yüzleşerek mümkün çünkü. Ve düzeltilmesi gereken bireysel psikolojik durumlarımız değil, toplumsal dispozitif. "Günümüzde her yerde algofobi, genel bir acı korkusu hâkim. Acı toleransı da hızla düşmekte. Algofobi sürekli-anesteziye yol açtı. Acı yaratacak her durumdan kaçınılıyor. Algofobi toplumsal alana da uzanır. Acı verici tartışmalara yol açabilecek çatışma ve fikir ayrılıklarına giderek daha az yer verilmektedir. Algofobi siyasete de yansır. Uyum ve uyuşma baskısı artar. Siyaset palyatif bir alana yerleşerek tüm canlılığını yitirir. 'Alternatifsizlik' siyasi bir ağrı kesicidir."