Eylül Görmüş
Kitapkurdu
şanslıyız... güzel bir çeviri.
“Adalet, yalnızca muhteva meselesi değildir. Her şeyden önce biçim meselesidir. Adaletin biçimlerine saygı göstermemek, sonuçta adaletin kendisine saygı göstermemektir. Söylediğim şeyi unutmayın: Kusursuz adalet, en kusursuz adaletsizlik olabilir.” Bu yazı birtakım Javierlerin yazdıkları polisiyelere adadım resmen, Marias ile başladık Cercas ile devam ediyoruz. Sonuç: elden bırakılamayan kitaplar, uykusuz geceler, meraktan kitapları yercesine bir okuma hali. Okudukça daha çok, daha çok sevdiğim Javier Cercas’ın Terra Alta üçlemesine başlamak için tüm serinin dilimize çevrilmesini bekliyordum; üçleme tamamlandı, ben de tabii ki kendimi tutamadım. Çeviri demişken: bu metinleri Gökhan Aksay’ın muazzam çevirisiyle okuyabildiğimiz için çok şanslıyız, belirtmeden geçmeyeyim. Katalonya’nın güneyindeki Terra Alta bölgesindeyiz. Normalde ziyadesiyle olaysız bir yer olan bölge bir gün yaşlı bir çiftin evlerinde önce işkence edilip sonra öldürülmeleriyle sarsılıyor, olaylar gelişiyor. Ana kahramanımız genç polis memuru Melchor ile bir yandan cinayet soruşturmasını takip ediyor bir yandan da zamanda geriye gidip Melchor’un zorlu çocukluk ve gençlik yıllarına ve kendini Terra Alta’da bulmasına sebebiyet veren olaylara dair bir şeyler öğreniyoruz. Kurmaca ve hakikat arasındaki ilişkiye dair Cercas kadar akıl yürüten pek yazar yok, ben de kendisinin en çok bu tarafını seviyorum. (Sahtekar’ın unutulmaz cümlesi bir daha gelsin madem: “Kurmaca kurtarır, hakikat öldürür.”) Bu romanda da daha geride olsa da bunu yapmaktan vazgeçmiyor; kahramanımız Melchor iyi bir okur, özellikle Hugo’nun Sefiller’ine takıntılı, onlarca kez okumuş kitabı ve bunun üstünden sık sık hakikat-kurmaca ilişkisine dair akıl yürüttürüyor yine bize Cercas. Dikkatli okurlar cinayeti erken çözecektir, bence yazar biraz fazla ipucu veriyor ama yine de son bölüme eklediği hikâyeyle olaylar bambaşka bir boyut kazanıyor. Dilini diğer romanlarındaki kadar ustalıklı ve zengin bulmadığımı söylemem lazım ama yine de çok çok severek okudum. Zaten kendisi benim sayılı “ne yazsa okurum” yazarlarımdan biri, dolayısıyla şaşırtıcı sayılmaz :) Ben şimdi ikinci kitaptan devam o halde.