Fatma Sena Barutcu
Kaşif
Romanın en meşhur cümlesi, eserin tüm felsefesini özetler: "İvan İlyiç’in hayat hikayesi çok basit, çok sıradan ve bu yüzden de çok korkunçtu." Tolstoy, dehşeti büyük felaketlerde değil, "olması gerektiği gibi" yaşanan bir hayatta arar. İvan İlyiç; iyi bir kariyer yapmış, uygun bir eş seçmiş, evini dönemin modasına göre döşemiştir. Ancak tüm bu "mükemmel" hayat, aslında toplumsal bir tiyatrodan ibarettir. Ölüm döşeğine düştüğünde, biriktirdiği her şeyin sadece birer "eşya" olduğunu fark eder. Final sahnesinde İvan İlyiç, hayatının "yanlış" olduğunu kabul ettiğinde acısı bir anda hafifler. O ana kadar ölümden korkan adam, ölümü artık karanlık bir çukur değil, bir ışık olarak görmeye başlar. Tolstoy, insanın kendi içindeki bencilliği ve sahteliği öldürdüğü an, biyolojik ölümün bir son olmaktan çıkıp bir kurtuluşa dönüştüğünü savunur.