hacminden beklenmeyecek denli çok soru sorduran bir metin...
“Bellek durgun şeyleri sever. Akıp giden görüntülerden yakasını sıyırıp, dönüp sönüp bir âna, o tek bir ânın duygusuna takılır.”
Fuat Sevimay’ın yeni novellası Bata Çıka, hacminden beklenmeyecek denli çok soru sorduran bir metin. Kitap devlet kanalında öğlen haberlerini sunan spikerin açıklamasıyla başlıyor: bu açıklamadan Birleşmiş Milletler’in son toplantısında devlet başkanlarının bir araya gelip tüm devletleri lağvetme kararı aldığını öğreniyoruz! Spikerin bu büyük haberi verirken yaptığı açıklamadaki absürt detaylar müthiş; o büyük manalar atfettiğimiz koca koca yapıların aslında nasıl her an saçmalamaya muktedir yapılar olduğunu, onların büyüklüklerinin aslında bizim fetişleştirmemizden ileri geldiğini sezdiriyor yazar daha kitabın en başında. Bu açıklamanın ardından dünyanın yuvarlandığı belirsizlikle beraber yayın da kesiliyor, kanal halk türküleri yayınına geçiyor, biz de haberi denizde alan gemi ahalisi ile baş başa kalıyoruz.
Bu andan sonra da işte hepimiz sahiden aynı gemide miyiz sorusu üzerine akıl yürütmeye başlıyor yazar. Bildiğimiz dünyanın kodları yıkıldıktan sonra hiyerarşiden söz edilebilir mi? İktidarı ve gücü nasıl tanımlarız? Küçücük bir gemide bile kanun gibi kabul ettiğimiz statü belirteçlerini böyle bir durumda ne yapmalı? Kadınlar, göçmenler, azınlıklar - toplumların hep daha çok “çeken”leri - ne olur onlara? Tüm kurallar yıkılınca, Hobbesian bir “doğal durum”a döndüğümüzde ne olur? Hırs, arzu, açgözlülük - bu dürtüleri ne yapmak gerekir?
Bu soruları didiklerken bir yandan da gemiye gelen “zengin”ler üzerinden bir sınıfsal eleştiri katmanı ekliyor Sevimay ve “ekonomik demokrasi” kavramını resme ekliyor. Kapitalizmin büyük vaadi (ve yalanı) “fırsat eşitliği”nin karşısına gerçek eşitliği çıkarmadan demokrasinin ancak bir kandırmaca olabileceğini anlatıyor.
Yazar bunları anlatırken okuru siyasal teoriye boğmuyor tabii, gayet gündelik konuşmalar ve olayların arkasında gizli tüm mesele. Ancak bence kitap bir noktadan sonra biraz ritmini yitiriyor, ben o Saramagovari açılışa bayılmıştım, bu devletsizlik fikri etrafında daha çok dolaşsaymış bence çok daha ilginç olabilirmiş. Arz ederim.