SihirliFlut
Hezarfen
Miras’ı okurken en çok hissettiğim şey rahatsızlık oldu. Ama kötü anlamda değil; daha çok insanın içini kurcalayan, susturulmuş şeyleri yüzeye çıkaran bir rahatsızlık. Vigdis Hjorth öyle bir anlatım kurmuş ki, olaylardan çok karakterin zihninin içinde dolaşıyorsun. Bu da kitabı yer yer ağırlaştırsa da bence asıl gücünü buradan alıyor. Aile meselesi zaten başlı başına karmaşık bir konu ama burada sadece bir miras kavgası yok. Daha derinde, geçmişle hesaplaşma, inkâr, bastırma ve “gerçek” dediğimiz şeyin ne kadar kişisel olduğu üzerine bir hikâye var. Kimin haklı olduğuna kesin bir şekilde karar veremiyorsun ve bu belirsizlik kitabın en çarpıcı tarafı bence. Okurken sık sık “Acaba diğerleri mi doğru söylüyor, yoksa anlatıcı mı?” diye düşündüm. Anlatım dili sade ama tekrarlar dikkat çekiyor. Aynı düşüncelerin dönüp dolaşıp yeniden gelmesi bazen yorucu olsa da, karakterin zihinsel sıkışmışlığını hissettirmek açısından bilinçli bir tercih gibi duruyor.