Eylül Görmüş
Kitapkurdu
kütüphanesini kutulara koyması üzerine yazdığı bir metin...
“Bir okurun doğmasını sağlayan yegane yöntem benim bildiğim kadarıyla henüz keşfedilmiş değildir. Deneyimlerime göre (her zaman olmasa da) arada bir işe yarayan yöntem tutkulu bir okur örneği sunmaktır. Kimi zaman belirli bir sayfayı okuyarak duyguları bariz şekilde harekete geçen bir dostun, bir ebeveynin, bir kütüphanecinin tecrübesi anlık bir taklit davranışının yolunu açmasa da, en azından merak uyandırıyor olması mümkündür. Ve bu da bana kalırsa iyi bir başlangıçtır. Okuma sanatının keşfi mahrem, müphem, gizli ve neredeyse açıklanması imkansız bir olaydır -yaptığım aşırı duygusal karşılaştırmayı mazur görebilirseniz eğer, bir yönüyle âşık olmayı andırır. Bir nevi aydınlanma misali yahut belki de öbür okurlarla karşı karşıya gelindiğinde başkalarından geçmesi sonucunda kişinin kendisi tarafından tek başına edinilen bir şeydir. Bununla ilgili olarak benim bildiğim başka bir yol yordam yoktur. Kitap okuyarak elde edilen mutluluk, diğer her türlü mutluluk gibi, zorla kabul ettirilemez.” Bu uzun alıntıyı buraya aktarmak istedim çünkü kitaplarla kurduğum ilişkiyi anlattıkça, onlara dair duyduğum heyecanı, tutkuyu paylaştıkça hepsinin ne kadar bulaşıcı olduğunu uzunca bir süredir deneyimliyorum. Hayatta duymayı en sevdiğim cümlelerden biri; “sizi gördükçe daha çok okuyorum” cümlesi, Alberto Manguel bunun ardındaki mekânizmayı öyle güzel anlatmış ki! Kütüphanemi Toplarken, Manguel’in türlü bürokratik sebeplerle Fransa’daki evini boşaltması gerektiği için devasa kütüphanesini kutulara koyup kaldırmak zorunda kalması üzerine yazdığı bir metin. Kütüphanesini toplar ve kitaplarıyla vedalaşırken her zamanki gibi okumak ve okur olmak üzerine akıl yürütüyor. Fakat işte hayat öyle bir şey ki - kendi kütüphanesini kaybeden Manguel çok kısa zaman sonra kendisini 3 milyondan fazla kitabı olan Arjantin Ulusal Kütüphanesi’nin başında buluyor. Kitaptaki denemeler her zamanki gibi nefis, sonu ise aşırı tatlı. Meğerse Manguel’in kütüphanesi birkaç senedir Lizbon’daymış, kendileri için “Okumanın Tarihi Çalışmaları Merkezi” adlı bir kurum oluşturulmuş ve ziyarete açıkmış. Böylelikle nurtopu gibi bir yeni yıl hedefim oldu: Lizbon’a, Manguel’in kütüphanesine gitmek.