Köpeklere ve Duvarlara Dair
Köpeklere ve Duvarlara Dair Ürüne Git
Eylül Görmüş
Kitapkurdu
minicik imgeler üzerinden muazzam biçimde anlatmayı başaran bir yazar...
“Bu kadar zaman sonra sana karşı kin ya da nefret duyduğum yok. Gördüğüm tek anne sendin. O yüzden diğer anneleri de sevemiyorum. Sen yeryüzünde kimseye dönüp bakmadan, kızgın bakışlarını sular âlemine çevirip mağrur bir şekilde kendini korumaya devam ettin.” Yūko Tsushima’yı tanımadığımızı sanıyoruz ama aslında tanıyoruz: pek çoğumuzun okuduğu Annie Ernaux eseri Olay’ın epigrafı kendisine ait bir cümle çünkü: “Kim bilir hafızanın şeylere son noktasına kadar bakmak olmadığını?” Japon yazar Osamu Dazai’nin kızı olan (gerçi babasını henüz 1 yaşındayken kaybettiği için pek bir ilişkileri olamamış) Tsushima’nın dilimize çevrilen ilk kitabı Köpeklere ve Duvarlara Dair’i seveceğimden emin olarak başladım kitaba, zira öncesinde kendisinin Annie Ernaux ile yaptıkları bir sohbeti çevirme şansına erişmiş ve bu sayede bu iki kadının edebiyatlarının ne kadar ortak nokta barındırdığını görebilmiştim. İki bambaşka kültür, iki bambaşka coğrafya ancak benzer dertler, benzer bakma biçimleri, benzer duygular. Nitekim yanılmadım: bayıldım bu küçücük kitaba. 60 sayfaya ne kadar duygu sığdırılabilirse o kadar çok duygu sığdırmış Tsushima. İki öyküden oluşuyor kitap, tıpkı Ernaux gibi özkurmaca yazıyor Tsushima ve her iki öykü de annelik hallerine bakıyor. Kendi anneliğine ve anne olan her kadının yaptığı gibi annesinin anneliğine, dolayısıyla da çocukluğuna. Hiç tanıyamadığı babası, zeka geriliği olan ve erken yaşta kaybettiği erkek kardeşi, tüm bunların içinde ayakta kalmaya çalışırken kendisiyle ilişkilenmeyi beceremeyen annesi. Birbirlerine duydukları karmakarışık öfke, öfkeye karışan acıma duygusu ve şefkat, birbirlerine duydukları acımanın kendilerine duydukları acımayı güçlendirip öfkeyi büyüten korkunç dinamiği ve daha niceleri. Ve bunları minicik, minicik imgeler üzerinden (şemsiyeler ve su damlaları, duvarlar, tuğlalar ve köpekler) muazzam biçimde anlatmayı başaran bir yazar. Çok, çok, çok sevdim. Kitap bitti, boğazıma oturan yumruyu ne yapacağımı bilemeden denize, suya baktım uzun uzun. (Su meselesini kitabı okuyunca anlayacaksınız.) Umarım yazarın diğer eserleri de tez zamanda çevrilir -bence kendisinin kelimelerine ihtiyacımız var.