Eylül Görmüş
Kitapkurdu
Bilgi gibi değil de sezgi gibi daha ziyade...
"Bu sesi tanıyordu. Bu sesi tanımıyordu. Geçmiş, bir yerlerde bir hata varmış gibi şimdiki zamana sızıyordu sanki. Yoksa gelecek mi geçmişin içine dökülüyordu? Her iki türlü de kabus gibiydi. İçindeki karanlık diyar gözler önüne serilmiş gibi. İç dışa dönüşmüş gibi. Zamanın çivisi çıkmıştı, orası kesin." İngiliz yazar Kate Atkinson'ın "Hayat, Sil Baştan"ından beklentilerim büyüktü ancak maalesef umduğumdan daha zayıf buldum bu kitabı, biraz üzgünüm. Bir "şimdi yaşamakta olduğun ve bugüne dek yaşadığın hayatı bir kez daha ve pek çok defa daha yaşama" hikâyesi bu. Orada 5 dakika daha fazla kalsam ne olurdu, o gün ana caddeden değil ara sokaktan yürüsem ne değişirdi, o dükkana değil yanındakine girsem yaşayacağım hayat bambaşka olur muydu? Zaman zaman herkesin aklına düşen bu türde sorular çerçevesinde, Ursula Todd isimli bir kadının 1910 yılındaki doğumundan sonra yaşadığı / yaşayabileceği türlü hayatları sıralıyor yazar ve hepsi birbirinden çok farklı yerlere varıyor, hatta bu hayatların birinde henüz Führer olmamış bir Hitler'i öldürme şansı geçiyor Ursula'nın eline. (Spoiler değil, kitabın ilk bölümü ve arka kapakta da yazıyor.) Ursula'nın bu şansı kullanmasının bir sebebi var: o alternatif hayatlar zihninin bir tarafında duruyor çünkü. Bilgi gibi değil de sezgi gibi daha ziyade, ama oradalar. Tuhaf bi deja vu hissiyle zaman zaman onları "hatırlıyor". Zirilyon kere yazdım bu konuda; benim gibi hatıranın / hafızanın dinamikliğine ve kusurluluğuna takık biri için epey enteresan bir konu bu aslında. Ama gelin görün ki aradığım lezzeti bulamadım işte. Yazar derdini anlatmak için aşırı tekrara düşmüş. Bu kitabı "sıkıcı" bulmak en son aklıma gelen ihtimallerdendi kendisini elime aldığımda ama maalesef sıkıcı, hikâyelerini anlatış biçimini yavan ve fazla durağan buldum. Zekice fikrinden fazla büyülenmiş ve onu vurgulamaya kendini fazla adamış, ancak o fikrin içinde serpilmesi gereken öykülere pek özenmemiş yazar, galiba kitabı sıkıcı bulmama bu sebep oldu. Benzer bir fikrin çok çok daha iyi bir uygulamasını okumak isterseniz, canım Jenny Erpenbeck'in "Bütün Günlerin Akşamı" kitabına bakmanızı önereceğim, bence o müthiş bir kitap mesela. Böyle.