Sıkı Kontrol Edilen Trenler
Sıkı Kontrol Edilen Trenler Ürüne Git
Eylül Görmüş
Kitapkurdu
savaşın absürtlüğünü ve çelişkilerini insanın yüzüne yüzüne vuran bir kitap...
“Evinizde oturup kalsaydınız ya götünüzün üstünde...” Çek yazar Bohumil Hrabal’ın daha önce okuduğum iki kitabını da çok sevmiştim, küçük novellası Sıkı Kontrol Edilen Trenler’de de durum değişmedi. Her şeyle alay eden, savaşın absürtlüğünü ve çelişkilerini insanın yüzüne yüzüne vuran bir kitap, yukarıda alıntıladığım son cümlesi de zaten bunu gösteriyor bence. Hakeza kitabın adı da aynı şekilde: sıkı kontrol edilen trenler sıkı filan kontrol edilmiyor, ki zaten bütün mesele de bu. 1945 yılındayız, İkinci Dünya Savaşı’nın son günleri. Almanlar yavaş yavaş yenilgiye doğru ilerlerken biz Çekoslovakya’da, sınıra çok yakın bir tren istasyonundayız. İstasyonda çalışan genç ve bakir Miloş’un ağzından dinliyoruz hikâyeyi. Karşısına çıkan her kadınla flört eden istasyon şefinden telgrafçı kıza, kendiyle kafayı bozmuş müdürden kazları hamurla beslemeye kafayı takmış karısına bir dizi tuhaf karakterimiz var. Anlatıcımız Miloş da tuhaf elbette; koca, yıkıcı savaşın göbeğinde kim olduğunu bulmaya çalışan, ziyadesiyle duygusal, kendi hislerini ve bedenini tanımaya çalışan bir genç adam. İkinci Dünya Savaşı’nın en sarsıcı olaylarından olan meşhur Dresden Bombardımanı’nın da anlatıldığı kitap, bir savaş romanına göre epeyce de komik. Hrabal küçük küçük detaylarda sistemi, savaşı, bürokrasiyi öyle güzel alaya alıyor ki. Okuyanlar herhalde kalçaya basılan istasyon mühürlerini hiç unutmayacaktır, ben unutmayacağım en azından! Miloş’un kendi erkekliğine dair sorgulamaları da bence ayrıca nefisti. Etrafı ölü bedenlerle çevrili bir genç adamın kendi bedeniyle kurduğu / kuramadığı ilişkiyi, bunun ona ettiklerini müthiş incelikli biçimde anlatıyor yazar. Ve tabii finali - spoiler olmaması için bir şey demiyorum ama unutulmaz bir finalle bitiyor hikâye. Ezcümle, çok severek okudum. Beni Hrabal ile (tabii ki) Milan Kundera tanıştırmıştı. Keşke başka eserleri de dilimize çevrilse de, ilişkimizi derinleştirebilsek temennimle bitireyim.