"Hayatım üzerine binlerce şey söyleyebildim sana, doğru olmayan ama hakikat olan."
Of, of, of! Bana yıllar yıllar sonra bir Terra Nostra lezzeti veren roman, ne roman, ne yazar! Hayatta bir kitabın Terra Nostra'nın verdiği hazzın bu kadar benzerini verebileceğine hiç ihtimal vermiyordum ama işte mümkünmüş. Onun kadar destansı, onun kadar kudretli, müthiş.
Kim itiraf eden? İlk bakışta anlatıcımız Adria Ardevol gibi gözükse de; okudukça anlıyoruz ki, o değil. İtiraf eden Avrupa'nın ta kendisi. O hayranlıkla baktığımız medeniyetini oluştururken işlediği günahları, içinde barındırdığı tüm kötülükleri, suçları, kanı, vahşeti, dehşeti itiraf ediyor. El yazmaları, madalyonlar, bir keman, kitaplar... Nesnelere sinmiş kötülükler, o nesneler uğruna işlenen suçlar, o nesnelerin üzerine inşa edilen koca uygarlıklar. Avrupa'da sıradan bir hayat yaşayan herkesin aslında bir biçimde o suçlarla ama failleri ama kurbanları olarak ilişkisinin olması. Çünkü tabii ki o sıradanlığın içine saklanmış olan kötülük, kötülüğün sıradanlığı, tabii ki Arendt...
Arendt demişken elbette ki Adorno ve "Auschwitz'den sonra şiir yazmak barbarlıktır" deyişi, bu cümlenin bu kitabın içinde kendine bulduğu yer; nüvesine, özüne yerleşmesi.
Kötülüğe ve bir yandan da elbette ki güzelliğe dair bir roman bu - çünkü onlar birbirlerini mümkün kılıyorlar şüphesiz. Bu devasa konuları irdeleyen bir roman nasıl bu kadar iyi kurgulanabilir, nasıl bu kadar sürükleyici ve büyüleyici olabilir? Şaşkınım, çok şaşkınım ve tarifsiz mutluyum böyle bir şey okuduğum için.
"Yeniden okunmaya değmeyecek bir kitap aynı zamanda okunmaya da değmeyecek bir kitaptır" diyor Katalan yazar Jaume Cabre bir yerde - öyle midir bilmem ama zamanı gelince bu kitabı tekrar ve tekrar okuyacağımı biliyorum. Kolay bir kitap hiç değil bu evet, anlatıcının birinci tekil şahıstan üçüncü tekile geçip durması başta zorlayıcı gelebiliyor ama kitabın sonunda sebebini anlayınca tüm taşlar yerine oturuyor. Tek paragrafta zamanın yüzyıllar oynaması da aynı şekilde kafa karıştırıcı olsa da, okudukça insan anlıyor ki bu metin başka türlü yazılamazmış.
Ne diyeyim bilmiyorum. Teşekkürler Jaume Cabre. Ve tabii: Mea Culpa, Confiteor.