Eylül Görmüş
Kitapkurdu
sarsıcı, incelikli, zarif ve derinlikli bir anlatı..
"Her oğulun kaderi babasına dönüşmek midir?" Kuzey İrlandalı yazar David Park'ın "Bilinmeyen Ülkede Yolculuk"u, Noel öncesindeki kar fırtınası nedeniyle yurtta mahsur kalan üniversite öğrencisi oğlunu eve getirmek üzere yola çıkan bir babanın hikâyesini anlatıyor. Tipi altında tekinsiz bir yolculuğa çıkan anlatıcımız Tom'la beraber yolu katederken, bir yandan zihninin içinde de seyahat ediyor ve oğullarıyla ilişkisine, ailesine, pişmanlıklarına, korkularına dair bir anlatının içinde buluyoruz kendimizi. Bilinç akışı tekniğiyle yazılmış kitapta anlatıcı sürüyor ve hatırlıyor. Tam bir yol hikâyesi bu; çok atmosferik bir kere. O karlar altındaki yolculuğu nefis anlatıyor Park, ıssızlığın ortasında yapayalnız ilerleme hissini ben de deneyimledim adeta. Yolculuk hem fiziksel, hem zihinsel. Bilinmeyen ülke aslında biraz da anlatıcımızın zihni. Anlatıcımızın bu yalnız yolculuktaki sorgulamaları da çok güzel yazılmış. Yalın, sade ama kuvvetli bir dili var kitabın. Evlilikle ilgili, ebeveyn olmakla ilgili sordukları ve düşündüklerinin kimileri aklımda epey yer etti. "Sonunda anladım ki biriyle evli olmak, ne kadar yakın olursanız olun, size onun anılarına sahip olma ya da tanışmadan önceki öyküsünün bir parçası olma hakkını vermez." Anlatıcımız Tom bu yolculukta çokça müzik de dinliyor elbette, Johnny Cash'ten The Smiths'e pek çok sevdiğim müzisyenin de adı geçiyordu kitapta ama sanırım -her ne kadar kitapta bahsi geçmese de- benim kafamda bu kitap Cat Stevens'ın "Father and Son"ı ile beraber kalacak, hep o çaldı aklımda okurken. Baba-oğul ilişkisinin dinamiklerine dair sarsıcı, incelikli, zarif ve derinlikli bir anlatı Bilinmeyen Ülkede Yolculuk. Ben çok sevdim. "Asıl düşündüğüm şey, çocukları ihtiyaçları neyse yardımcı olacak fakat asaplarını bozmayacak şekilde sevmenin doğru bir yolu olması gerektiği."