Eylül Görmüş
Kitapkurdu
yazarı tanıyınca yazdıklarıyla ilişkimiz de derinleşiyor şüphesiz...
“İmkânsız imkânsızdır. Mucize ise mucize. İkisinin arasında dağlar kadar fark var.” Sezgin Kaymaz’la yüz yüze tanışıp sohbet ettikten ve kitabın öyküsünü kendisinden dinledikten sonra çok uzun zaman önce okuduğum Kün’ü bir kez daha okumak istedim ve ne iyi, ne iyi ettim. Bir kez daha içime içime işledi, yazarı tanıyınca yazdıklarıyla ilişkimiz de derinleşiyor şüphesiz. Nasıl tarif edilir bu roman bilmiyorum, kolay değil; zira Sezgin Kaymaz insanı bildiğimiz dünyadan çok farklı bir dünyaya davet ediyor her defasında. Ankara’nın Yeşilbayır Mahallesi’ndeyiz. Muhtar Naci Kalaycı, burayı mutenalaştırmaya yemin etmiş biri, kendini de bunun Allah’ın emri olduğuna ikna etmiş üstelik. Dolayısıyla gözü hiçbir şeyi görmüyor: taş taş üstünde bırakmıyor ve hatta buldozerle mezarlığa bile girip ölüleri yerlerinden edebiliyor. İşte zaten hikâye de burada başlıyor. Yerlerinden edilen ölüler ayaklanıyor, içinde kaldıkları araftan bir çıkış yolu arıyorlar. Muhtara dadanıyor, onu durdurmaya çalışıyorlar, bir de neyse ki kendilerini işiten bir köpek buluyorlar, Sırrı. Sırrı bu kitaptaki tek özel köpek değil, bir de Çeto var ki üf. Ne karakter Çeto! Konya ağzıyla konuşan bir köpek kendisi, resmen her sayfayı çevirdiğimde gözüm italik kısımları taradı önce, zira onlar Çeto’nun konuşmaları ve ben Çeto’yu dinlemeye hiç doyamadım. Bana kalsa uzun uzun Çeto’yu anlatırım ama öyküde başkaları da var tabii, sürekli dayak yiyen bahtsız dördüncü sınıf öğrencisi Ömer, ona kucak açan Hüdai Ağa ve cami imamı Muzaffer Hoca, polis memuru Menderes, Hüdai Ağa’nın kızı Gülsüm, tam zamanlı işportacı, yarı zamanlı müezzin Aşut... Öykü Ankara’dan Konya’ya, oradan tekrar Ankara’ya uzanıyor, bu insanların (ve hayvanların) öykülerini rüyalarla, mucizelerle, deyişlerle birbirine ilmekliyor Sezgin Kaymaz. Okumadım da içtim resmen Kün’ü bu kez. Çok güldüm, çok duygulandım, içim şefkatle doldu taştı. Ne iyi oldu. Bazı kitaplara sahiden geri dönmek lazım. Bir de: seni çok seviyorum Çeto. Sezgin abi iyi ki yazmış seni ki var olmuşsun.