Eylül Görmüş
Kitapkurdu
bir alet / edevat / tadilat delisi için insanın “eşyayla” kurduğu ilişkiye dair bir kitap...
"İnsan elinden çıkma dayanıklı kullanım eşyaları dünyaya bir aşinalık kazandırır, insanlar arasında olduğu kadar insanlar ile şeyler arasındaki etkileşime de âdet ve alışkanlıklarını verirler" demiş Hannah Arendt. İlk bölümünde bu nefis cümle bulunan "Eşyanın Dilinden Anlamak" kitabını okumaya heyecanla başladım; ancak parlak kısımları olsa da maalesef beklentimin altında kaldı. Benim gibi "doğum gününde sana ne alayım" sorusuna "Bosch'un yeni şarjlı tornavidasını istiyorum" diye yanıt veren (bu da benim meta fetişizmim, n’apiyim?) bir alet / edevat / tadilat delisi için insanın “eşyayla” kurduğu ilişkiye dair bir kitap okuma fikri elbette çok heyecan vericiydi. Ancak sıkı bir teorik tartışma olarak başlayan eser ilerledikçe yazarın akademik kariyerini terk edip eşyayla ilişkisini yeniden tahsis etmek üzere bir motorsiklet tamirhanesi açma girişimini kendine karşı meşrulaştırma çabasına dönüşüyor. Kitabın temel tezi "dünyayı entelektüel anlamda doğru dürüst kavrayabilmenin yolunun, yine bu dünyaya en düz anlamıyla fiilen el atmaktan geçtiği" gibi özetlenebilir. Buna hiçbir itirazım yok. Ancak yazar bu savı biraz ileri götürüp "narsisizmin çaresi belki de bir şeyleri tamir etmektir" diyor, bu süslü cümlenin fazla büyük bir laf olduğu kanaatindeyim. Narsisizmin değilse de hissettiğimiz yıkıcı yalnızlığın çaresinin tamir olduğuna ise içtenlikle inanıyorum. Bu kitabı belki de Audur Ava Olafsdottir'in muhteşem romanı "Sessizlik Oteli" ile beraber okumak iyi olabilir. Şöyle demiştim o kitap için: "Varoluşsal sıkıntılarla boğuşan bunalımlı erkekler ellerine birkaç alet edevat alıp bir şeyleri -gerçekten- onarmaya başlasa ne çok şey değişecek aslında – bunu hep düşünürdüm, bu kadar somut ortaya konuluşunu okumak nefis oldu." Sanki bu kitaptaki fikrin edebiyata aktarılması gibi Sessizlik Oteli. Biraz karmaşık bir değerlendirme oldu ama ne yapalım artık. Son not: kitapta proleteryayı yeniden düşünmemiz gerektiğine dair ilginç bölümler var. Crawford 2009 tarihli bu kitabı şimdi yazmış olsa, bence prekarya meselesine dair bir bölüm eklerdi muhakkak, çok da güzel zenginleştirirdi metni. Okurken prekarya kavramı da aklınızda bulunsun derim. Böyle.