“İnsanlarla münasebetimiz olduğunda akıllı insanlarla münasebetimiz olmuş olmuyor, insanlar akıllı olduklarını iddia ediyorlar ama akıllı değiller, insanlar bir şeyler bildiklerini iddia ediyorlar ama hiçbir şey bilmiyorlar, insanlar her şeyi yalnızca iddia ediyorlar.”
Bu cümleyi önüme koysalar, kim yazmış sence bunu deseler, soru çoktan seçmeli olmasa bile hemen Thomas Bernhard diye yapıştırırdım. Edebiyatın en güzel huysuzu, en iyi homurdanan yazarı, takıntıları en sevilesi olanı.
Saplantı. Bu kitabı herhalde tek kelimeyle tarif etmem gerekse bunu seçerdim - gerçi Thomas Bernhard külliyatının tamamını bu kelimeyle özetlemek mümkün olabilir. Saplantılı karakterleri büyük bir saplantıyla yazıyor Thomas Bernhard ve ben kendisinin boğucu metinlerini çok seviyorum.
Sonunu başından öğrendiğimiz bir hikâye öğreniyoruz. Bir kireç ocağını mesken tutmuş, orada yaşamakta olan Konrad, karısını vuruyor. Kaç kurşunla vurmuş, planlayıp mı vurmuş aniden mi vurmuş, pişman mı olmuş tatmin mi, bunları bilmiyoruz. Zira Bernhard’ın sürekli “diyor Wieser, diye anlatıyor Fro” diye aktardığı türlü anlatıcılarımızın beyanları birbiriyle epeyce çelişkili.
Emin olduğumuz tek şey şu; Konrad saplantılı bir şekilde bir işe tutulmuş: “işitme” üzerine bir inceleme yazmak. Ve fakat asla yazamıyor. Henüz kafasında olduğu için “bilim” kategorisinde olan, kağıda dökebilse bir “sanat eserine” dönüşeceğini iddia ettiği işitmeye dair bu inceleme için her şeyden vazgeçmiş, engelli eşi üzerinde türlü deneyler yaparak güya incelemesi için veri toplayan Konrad, kendini işitemez ve göremez bir halde buluyor nihayetinde.
Bernhard’ın erken dönem eserlerinden biri bu kitap ve zor bir metin, zira bazen 1 sayfa süren cümleler var, paragraf yok, sayfalar dolusu sayıklama okuyoruz. Ama işte sayıklamanın da edebi olanı var hayatta. Konrad’ın sayıklamalarının içinde hayata, kusursuzluğa, sanata, gözleme, takıntıya, bireyselliğe, mülkiyete ve yalnızlığa dair çok şey saklı.
Çok boğucu ama tam da bu boğuculuğundan ötürü kudretli bir metin bence bu. Herkese önermem ama Bernhardın manyaklıklarına dair görece fikri olan okurlar sevecektir bence. Mesela ben. :)