İyi Hikaye: Hakikat, Kurmaca ve Psikoterapi Üzerine Yazışmalar
İyi Hikaye: Hakikat, Kurmaca ve Psikoterapi Üzerine Yazışmalar Ürüne Git
Eylül Görmüş
Kitapkurdu
iki isim sanki çok net bir rol dağılımı yapmış gibi yazışıyorlar...
"Kurmacalarla rahat rahat ve baştan sona ayakta kalan birinin hayatından, alenen romana benzeyen bir roman çıkarmak zor ve belki imkânsız hatta. Bu kurmacaları ifşa ederek roman yapıyoruz ancak. Bir tür olarak romanın, şeylerin göründüğü gibi olmadığı, görünürdeki hayatlarımızın gerçek hayatlarımız olmadığı iddiasından yapısal bir çıkarı var sanki. Ve bence psikanaliz de benzer bir şeyden bahsediyor." Güney Afrikalı / Avustralyalı yazar J.M. Coetzee ile İngiliz klinik psikolog Arabella Kurtz'un mailleşmelerinin kitaplaştırılmış hali "İyi Hikâye: Hakikat, Kurmaca ve Psikoterapi Üzerine Yazışmalar"ı okumaya büyük bir merakla başladım. Bu iki isim sanki çok net bir rol dağılımı yapmış gibi yazışıyorlar: Coetzee sanatçı, Kurtz ile bilim insanı. Dolayısıyla metinde şöyle bir ritm var: Coetzee'nin düşünceleri uçuyor, kaçıyor, oradan oraya atlıyor, keskinleşiyor, provokatifleşiyor; Kurtz da onu daha serinkanlı bir eksene çekiyor cevaplarıyla. Muhtemelen bu iki disiplinden edebiyata daha meraklı oluşumdan mütevellit, ben Coetzee'nin e-postalarından daha çok keyif aldım. (Ve sanırım azınlıktayım zira kitabın eleştirilerine baktığımda herkes Coetzee'ye sinir olmuş!) Sorduğu cevapsız soruları çok sevdim, o soruların cevapsız olmalarının tam da edebiyatı mümkün kılan dinamik olduğunu düşünüyorum çünkü. Hem edebiyatın, hem psikanalizin işinin kendimize anlattığımız hikâyelerle olduğuna, hakikatin tek bir biçimi olamayacağına, belleğin çalışma biçimlerinin nasıl manipüle edilebileceğine, grup psikolojisinin (en küçük grup olan aileden en büyüklerine, uluslara dek) anlaşılmasındaki yöntemsel eksikliklerimize dair konuştukları bölümler epey ilgi çekici olmakla beraber, biraz fazlaca tekrara düşen bir sohbet olduğunu söylemem lazım. Edebiyattan yola çıktıkları kısımlar (Dostoyevski, Flaubert, Hardy ve W.G. Sebald bölümleri) bence nefisti, Kurtz'un uzmanlığından kopmadan bu konularda akıl yürütmesini de sevdim ama genel olarak sohbetin bir akışkanlık problemi var gibi de hissettim, tutuk ve bir çember etrafında dönüyor gibiydi maalesef, o nedenle beklentimin biraz altında kaldı bu kitap. Yine de parlak kısımları hatırına okunur bence.