“Seni hak ediyor muydum? Sen benim en iyi tarafımdın, umarım ben de senin en büyük kusurun olmamışımdır.”
Herkesin pek sevdiği bu kitaba ve sanıyorum ki okuduğum dördüncü kitabı itibariyle Jean-Louis Fournier’nin şahsına bazı itirazlarım var, artık dile getirebilirim bence. Haksızlık ediyor olabilirim ancak bana geçen duyguyu da aktarmak boynumun borcudur.
Dul, Fransız yazar Fournier’nin ölen karısı Sylive’nin ardından yazdığı bir metin; bir anma ve yas kitabı. Benim dışımda herkes okudu bu kitabı ve çok sevildi, biliyorum. Derdimi izah etmeye çalışayım: yazarın kimilerince tevazu olarak algılanan pek çok cümlesinde örtülü bir narsisizm yatıyor gibi hissediyorum ben. Sürekli olarak “ben zaten gayet vasattım, ben pek bir şeyi beceremem, kusurluyum, sıradanım, biraz zavallıyım ama sen beni iyi idare ettin” diyip durması artık bana maalesef samimi gelmiyor. Yukarıda alıntıladığım ve ilk bakışta insana pek naif gözüken cümlede bile bunu sezmek mümkün bence. Nitekim kendisi de söylüyor, “o özgeciydi, ben egoisttim” diye. Kitaptaki en önemli cümle bu bence, okuduğum yorumlarda kimsenin buna dikkat çekmediğini şaşırarak gördüm.
Bir egoistin yası aslında okuduğumuz şey ve bir tür günah çıkarma metni bu - dolayısıyla o çok dokunaklı cümlelerin önemli bir kısmında konuşan şey suçluluğun ta kendisi. Suçluluk duygusu içten olabilir, ancak sevgisi ve yası aynı oranda içten mi, yahut suçluluğu çıkarırsak aynı şiddette kalırlar mı, hiç emin değilim.
Sanki yanında olduğu insanları mutlu etmeyi bilmeyen, sevildiklerini hissettirmeyi çok da beceremeyen, bu açıdan o çok eleştirdiği babasından pek de farkı olmayan bir adam kendisi gibi seziyorum. Ben psikolog değilim ama Fournier’de kırılgan narsisizm denen şeyin pek çok izini görmek mümkün gibime geliyor.
Kitabın dili yine çok güzel, bazı ifadeler çok kuvvetli, şüphesiz. Ancak kendini bunca küçük gören (yani öyle iddia ediyor metinde) bir adamın oturup kendi duygularını bu kadar önemseyerek sayfalarca yazmasında bir büyük çelişki görüyorum ben ve bu da kitapla kalpten bir ilişki kurmama mâni oluyor, maalesef.
Hadi bakalım alayım küfürleri. Ne yapayım. İkna olamadım.