Eylül Görmüş
Kitapkurdu
Eszter'in Mirası
“Sevdiğimiz birini yeniden görmek, polisiye romanlarda anlatıldığı gibi, karşı konulamaz bir zorunluluğun etkisiyle yeniden ‘suç mahalline’ dönmek gibi bir şey değil mi?” İşin Aslı, Judit ve Sonrası ile tanıyıp çok sevdiğim Macar yazar Sandor Marai’den okuduğum ikinci kitap oldu “Eszter’in Mirası”. Yer yer parlak kısımları ve akılda kalıcı tespitleri olmakla beraber, Judit’e kıyasla epeyce zayıf bir roman olduğunu söylemem lazım. Kendisini aldatıp dolandırarak yıllar önce kız kardeşiyle evlenen Lajos’un geri dönüşüyle beraber Eszter’in yaşadıkları anlatılıyor bu küçük romanda. Arka kapakta “Eszter’in neredeyse bir trans halindeymişçesine felakete doğru koşan halkları, karizmatik liderlerce boş vaatlerle kandırılan kitleleri, zayıf iradelilerin daha güçlü görünenlere teslimiyetini simgelediği” gibi bir iddia var ama açıkçası bana biraz fazlaca bir mânâ atfetme gibi geldi bu. Eszter’in bunu simgelediğine dair pek bir şey anlamıyoruz zira kitaptan, bence epeyce kişisel bir hikâye bu. Müthiş asap bozucu biri olan Lajos karakteri, Dostoyevski romanlarındaki bazı tipleri andırıyor, kendisi neredeyse Stepançikovo Köyü ve Sakinleri’ndeki Foma Fomiç kadar sinir bozucu. (Neredeyse, tabii, zira onun kadar tahammül edilemez olmak zor şüphesiz.) Kitaptaki insanların, özellikle Eszter’in motivasyonunu anlamak zor, karakterlerin pek çok davranışı ikna edici olmaktan uzak. Dolayısıyla insan içine giremiyor pek metnin. Sürükleyici, hızlı okunan, dediğim gibi yer yer iyi tespitleri olan ama genel olarak zayıf bir metin maalesef. Lajos karakterinin, pek çok insanın düştüğü büyük bir yanılgıyı nefis ifade ettiği sözlerini içeren şu alıntıyla bitireyim: “Bende bulunmayan ve karakter denen şey sendin, sen olmalıydın. Karakteri olmayan veya mükemmel bir karaktere sahip olmayan bir insan ahlak bakımından az buçuk sakat demektir. Tıpkı her bakımdan sağlıklı olup da yalnızca elinin veya bacağının teki olmayan bir insan gibi. Bu tür insanlara yapay bir uzuv takıldığında yeniden iş görür, çevrelerine hizmet verebilir duruma geliverirler. Benzetme için özür diliyorum ama işte sen de benim için böylesi bir yapay organ olabilirdin... Ahlaki bir protez.”