"Sonraki duygu, önceki duygu, duygular aslolan. Bırak, bakışımız açılsın ve gözlerimiz faltaşı olsun, dünyanın birliğini görmek için - büyük, şen ve bilgece."
Thomas Mann'ın görece kolay metinleriyle bir müddet vakit geçirdikten sonra yolum bu zor ve acayip kitaba vardı. Nasıl demeli - sanatçının süreçleri ve hayatla ilişkisine dair anlattıkları itibariyle biraz Venedik'te Ölüm; “zaman”ın kitabın başrolünde olması ve insan doğasına dair akıl yürütmeleriyle biraz Büyülü Dağ gibi bir kitap. Bu ikisini okuduysanız zaten nasıl bir metinden bahsettiğim kafanızda somutlaşmıştır.
Zor ve fakat çok ilginç, zira acayip bir iş yapıyor Mann. Kendisinin Goethe'ye çok meraklı olduğunu biliyoruz, bu kitabında da Goethe'nin ünlü eseri Genç Werther'in Acıları'na bir tür devam kitabı yazıyor ama tam da öyle değil; şöyle: Goethe'nin romanı aslında kısmen otobiyografik, arkadaşının nişanlısına (ki kadının adı Charlotte) aşık olan kendisi, bazı kurgu unsurlar da ekleyerek Werther'i ve aşık olduğu Lotte'yi yaratmış. Burası gerçeklik. Mann da bu gerçekliği alıyor, zamanı 40 yıl ileri sarıyor ve Goethe'nin aşık olduğu kadın Charlotte'un (yani kitaptaki meşhur Lotte), Goethe ile tekrar karşılaşmak üzere Weimar'a gelişinin öyküsünü anlatıyor. Gerçeklikten devşirilen kurgunun üstüne kurgudan devşirdiği bir gerçeklik katıyor bir nevi - çok acayip bir iş bu açıdan yaptığı.
Öykü ilginç, anlatı zor. İlk altı bölüm aynı otel odasında, toplam birkaç saatte geçiyor. Goethe'nin ünlü Lotte'sine ilham veren Charlotte'un şehre döndüğü haberi büyük yankı uyandırıyor ve insanlar kendisiyle tanışmak üzere otele doluşuyorlar. İlk bölümler bu diyaloglardan oluşuyor; epey derinlikli konuşmalar bunlar. Yedinci bölümde Goethe'nin zihnine giriyoruz bir nevi ve Goethe'ye aşırı hakim değilseniz (ki ben değilim mesela) bu bölümdeki göndermeleri anlamak epey güç olabilir, ben zorlandım.
Sonrasında da Goethe ve Charlotte sonunda buluşuyorlar. Burayı anlatmayayım artık. Werther okunmadan bu kitap okunmaz, bence o da yetmez, Mann külliyatını ve Goethe'yi de epey biliyor olmak lazım.
Çok değişik bir deneyimdi. Benim gibi Mann'ı didiklemek derdindeyseniz buyrun, yoksa pas geçin derim ben.