“Yaptıklarımı ve düşüncelerimi herhangi bir ahlakî ölçünün ışığında değerlendirmeye karşıyım. Bana başka bir şey hükmediyor.”
Dostoyevski külliyatını kronolojik olarak baştan sona okumaktayım, Kumarbaz’a kadar geldim. Kumarbaz, malum, Dostoyevski’nin yayıncısına söz verdiği için çok kısa bir sürede yazdığı (daha doğrusu sonrasında evleneceği sekreterine anlatarak daktilo ettirdiği) meşhur romanı. Suç ve Ceza’nın hemen ardından yayınlanan bu roman, diğer eserlerine kıyasla görece zayıf bir metin bence. Suç ve Ceza’da büyük bir incelikle ele aldığı saplantı konusunu burada da didikliyor aslında ama oradaki kadar ustalıklı biçimde değil.
Dostoyevski’nin kendi kumar meselesi de bilindiğinden epeyce otobiyografik bir metin olarak değerlendirilen kitapta yine tabii insanın karanlık taraflarına, bağımlılığa, takıntıya dair çok şey bulmak mümkün. Para kazanmak için değil, bizatihi kazanmak, kazanan olmak için oynayan bir anlatıcımız var - yahut öyle mi sahi, yoksa bu Dostoyevski’nin kendi bağımlılığını kendine karşı meşrulaştırmak için bulduğu bir yol mu?
Süre kısıtından olsa gerek, kitap tam yükselişe geçerken apansız bitiveriyor, birden sonsözvari bir son bölüme geliyoruz. Bu açıdan teknik olarak biraz sıkıntılı bir roman bence bu. Yarım kalıyor, üstüne eklenebilecek bir sürü katmandan mahrum halde bitiveriyor.
Bu arada epeyce çokuluslu bir kitap kendisi (Fransız, Alman, İngiliz karakterler var romanda), o karakterler üzerinden Avrupa’ya, Avrupa fikrine, Avrupalılık karşısına konan Rusluk prototipine dair ilginç gözlem ve görüşler aktarıyor yazar ki buralar oldukça ilgi çekiciydi.
Ama benim için bu zayıf romanın alamet-i farikası kadınlar oldu. Güçsüz, zayıf, savruk erkeklerin karşısına müthiş bağımsız, özgür, burnunun dikine giden kadınlar konmuş; hepsi birbirinden güçlü, akılda kalıcı kadın karakterlerle dolu kitap. Bunun sırrını da Gündüz Vassaf’ın müthiş sonsözüyle çözdüm (her açıdan muazzam bir sonsöz bu arada kendisi), 1860’lar Rusya’da kadınların özgürlüklerini ele geçirmeye başladığı yıllarmış ve romanda da bunun etkisini görmekteymişiz meğerse, şaşkınlıkla okuduğum kadınlar bu etkiyle yazılmış, ne iyi olmuş.
Bitireceğim bu külliyatı ben. Hadi bakalım.