Eylül Görmüş
Kitapkurdu
İşte Böyle Oldu
"Yazı masasının çekmecesinden tabancayı aldım ve ateş ettim. Alnının ortasına ateş ettim." Spoiler değil, Natalia Ginzburg'un "İşte Böyle Oldu" romanı bu cümlelerle başlıyor ve sonrasında anlatıcımız olan kadını, adamı öldürmeye götüren süreci okuyoruz. Natalia Hanım ile tanışma kitabım oldu bu kitap, çok da güzel oldu. Kadın yazınının önemli kalemlerinden biri Natalia Ginzburg, Italo Calvino onun için boşuna "Natalia Ginzburg yeryüzünde kalan son kadındır. Öbür insanların tümü erkektir" demiyor. Bu tekinsiz kitap da mutsuz bir ilişkinin içindeki mutsuz bir kadının öyküsünü epey derinlikli biçimde anlatıyor. Kadınların toplum tarafından beyinlerine kazınan ezberlerin, tanımların, sosyal zorunlulukların ne kadar yıkıcı olabileceğine dair bir anlatı bu. Her ne kadar bir kadın hikâyesi olsa da, ben asıl erkek karakterden bahsetmek istiyorum, Alberto'dan. Çünkü Alberto çok tanıdık biri. Kıymeti kendinden menkul, sevmeyi bilmeyen, kendini gerçekleştiremediği için hayatlarına girdikleri tüm kadınları mutsuz eden erkekler sürüsünün maalesef ki çok tanıdık bir örneği o. Büyümemiş, büyümeyi reddetmiş, inisiyatif almaktan aciz, acı çekmekten ve aslında çektirmekten haz alan erkekler onlar. Maalesef onları tanıyoruz ve zaman zaman kendimizi onlardan korumayı başaramıyoruz. Ginzburg'un ta 1947'de yazdığı bu kitaptaki bir adamın bunca tanıdık olması ne hüzünlü diye düşündüm okurken. Yazarın kısa, kesik cümlelerle kurduğu anlatı, kitabın her yerine bir huzursuzluğun ve noksanlığın sinmesini sağlamış ki kitabın anlattığı öyküyü düşününce müthiş tamamlayıcı oluyor bu dil. Ben epey sevdim ve Ginzburg ile sonunda tanışmış olmaktan ötürü çok memnunum. İşte böyle (oldu).