Tanrı Çocuğu Korusun
Tanrı Çocuğu Korusun Ürüne Git
Eylül Görmüş
Kitapkurdu
Tanrı Çocuğu Korusun
"Çoğu insan sessizliği takdir etmeyi bilmiyor, sessizliğin müziğe en yakın şey olduğunun farkında değil." Tanrı Çocuğu Korusun; Nobel ödüllü yazar Toni Morrison'un en iyi kitaplarından biri değil şüphesiz ama yine de oldukça iyi bir kitap kendisi. Yazar her zamanki gibi ırkçılık ekseninde kuruyor anlatısını, "ten rengini bir kambur gibi sırtında taşıyan bir kız çocuğu"nun, Bride'ın öyküsünü anlatıyor. Oldukça sert ve acımasız bir öykü okuduğumuz; içinde bolca şiddet ve istismar var, dolayısıyla kimi okurlar için tetikleyici olabileceğini baştan belirtmek ihtiyacı duyuyorum. Ten rengi nedeniyle başta annesi olmak üzere herkes tarafından reddedilmiş bir kız çocuğu Bride. Hayata tutunmayı, tırnaklarıyla kazımayı, kendini yeniden inşa etmeyi beceriyor. Ve bu yolculukta karşına Booker çıkıyor. Bambaşka biçimlerde incinmiş, sevgiye dair çok yanlış fikirler edinmiş iki insan onlar. Birbirlerini sevmeyi deniyorlar, sonrası spoiler olmasın, anlatmayayım ama bu ikisinin oldukça çarpıcı hikâyesini okuyoruz kitapta. Tam burada şu pasajı aktarmak isterim: "Her şeyi berbat edecekler, diye düşündü. İkisi de nasıl incindiğini, nasıl üzüldüğünü anlatan kendi küçük hikâyesine, hayatın saf ve masum benliğine yüklediği geçmişten kalmış derdine, acısına tutunacak. İkisi de o hikâyeyi sonsuza dek yeniden yazacak, konuyu bilerek, ana fikri tahmin ederek, anlamını baştan icat edip kökenini görmezden gelerek. Ne ziyan ama. Queen, kendi deneyimlerinden aşkın ne kadar zor olduğunu, ne kadar bencil olup ne kadar kolay koptuğunu biliyordu. Cinselliği esirgeyerek ya da sırf ona itimat ederek, çocukları ihmal ederek ya da sevgiden yiyip bitirerek, gerçek hisleri çarpıtarak ya da onları bastırabildiğin kadar bastırarak tüketebilirdin her şeyi." Yine spoiler vermeden şunu da ekleyeyim; Bride'ın çocukluğuna döndükçe vücudunda meydana gelen değişimler muazzamdı. Morrison'un parıltısını en net görebildiğimiz kısım buydu bence, öyle şahane bir detay eklemiş ki, metni birkaç kat daha dokunaklı hale getirmiş. Büyük yazarlar en ortalama metinlerinde bile bir biçimde kendilerini gösterebiliyor, bunun bir kez daha farkına vardım. Daha okuyacak çok Morrison'um var, ne mutlu!